İşte Veli
Sarıtoprak'ın röportajı...
VELİ
SARITOPRAK: 7-20 Nisan’da Internet Haftası
olarak kutlanıyor? Bu hafta neyi
amaçlıyor?
MUSTAFA AKGÜL: 12 Nisan
1993’de Türkiye’de internet kullanılmaya
başladı. Bu tarihi Türkiye internetinin doğum
günü kabul ediyoruz. 1998’de Necdet Menzir’in
Ulaştırma Bakanlığı döneminde kurulan İnternet
Kurulu, internet kültürünü yaymak için İnternet
Haftası yapmaya başladı. 1998’den beri 12
Nisan’ı içine alan iki haftalık süreyi, tüm
ülkede internet kültürünü yaymaya, insanımızın
interneti öğrenmesi, interneti konuşması,
düşünmesi için İnternet Haftası yapıyoruz.
Türkiye interneti 15 yaşını dolduruyor. Bu yıl
da 11. İnternet Haftası’nı yapıyoruz. İnternet
Haftası halka yönelik bir kutlama, tanışma,
öğrenme, düşünme ve tartışma
etkinliği.
İnternet Haftasında neler
yapacaksınız?
- İnternet
Haftasını, kamu, özel sektör ve sivil toplum
kuruluşlarının yaklaşık eşit katılımından oluşan
İnternet Kurulu başlattı ve dokuz yıl yürüttü.
İnternet Kurulu’nun feshi üzerine, bilişim,
bilgi, iletişim sivil toplum kuruluşları olarak
biz öncülük ediyoruz. Bizim STK’lar olarak
yaptığımız tetikleyicilik, koordinatörlük. Biz
yapılacak etkinlikleri web’te yayınlıyoruz.
İnternet Haftasının afişini basıyor ve
dağıtıyoruz. Hafta duyurusu okullar, valilikler,
üniversiteler, Türk Telekom Müdürlükleri, halk
kütüphaneleri, internet cafeler, yer yer TCDD
istasyonları, hava limanları, bankalar,
eczaneler, otobüslere asılıyor. Son yıl 500 bin
afiş dağıttık. Benim gönlümde 1 milyon afiş
basıp, dağıtmak var. İstediğimiz, her
yurttaşımız haftanın afişini görsün. İnternet,
bilgi toplumu, e-devlet, ar-ge, inovasyon gibi
kavramları düşünsün, kendi bireysel gelişimi,
kendi işi için bunları nasıl kullanır,
demokrasimizi nasıl bu araçlarla geliştirir diye
düşünsün, okusun, tartışsın istiyoruz. Bir başka
deyişle, ülkenin gündeminde internet, bilgi
toplumu gibi konular otursun
istiyoruz.
ANADOLU’DA ETKİNLİK
YAĞMURU
Geçen yıl 60 kadar ilde
etkinlik yapıldı. Etkinlikleri, yerel ekipler
yapıyor. Öğretmenler, kaymakamlar, vali
yardımcıları, bilgi işlemciler, ticaret odaları,
iş adamları dernekleri, öğretim üyeleri,
internet cafeciler, meslek odaları, Türk Telekom
mühendisleri, Kosgeb gibi yerler yapıyorlar.
Bilişim derneklerinden, bir ekip Anadolu da
geziyor, seminerler, konferanslar veriyor.
Bilişim firmaları da katkı veriyor. Örneğin ben
iki hafta çoğunlukla Anadolu’da dolaşıyorum.
Bunun yanına basın ve TV’lerde bu konuların
tartışılmasına destek vermeye
çalışıyoruz.
Evine internet alacaklara
ne tavsiye edersiniz?
-
Değişimin çok hızlı olduğunun farkında olun.
Sürekli öğrenmek ve araştırmak gerektiğinin
farkında olun. Bunun bir tercih meselesi
olmadığını, bütçenize ve ihtiyaçlarınıza göre
bilgisayar almanızda yarar var. Varsa ADSL alın,
iletişimini buna telefon da dahil olabildiğince
internet taşıyın. İnterneti kendinizi
geliştirmek , işinizi geliştirmek, daha iyi iş
yapmak için kullanmaya çalışın. Eğlence ve
kültür ortamı, bilgiye erişim ortamı olduğunu
unutmayın. Bilgisayar sistemimizin sürekli
saldırı altında olduğunun farkında olun; kişisel
güvenlik duvarı ve diğer önlemleri almayı
unutmayın. Çocuklar için zararlı içerik
olabileceğinin farkında olun. Onlarla birlikte
öğrenin, kullanın. Yardım alabileceğiniz koca
bir dünya var, farkında olun,
araştırın.
CİDDİ BİR SAHİPLENME SORUNU
VAR
Türkiye internette dünyanın
neresinde?
- Dünya ortalamasını
yakalamış durumdayız. Ama, rekabet etmek
istediğimiz ülkeler, katılmak istediğimiz
Avrupa’nın epey gerisindeyiz. Türkiye’de
internetin gelişmesi büyük ölçüde, kendiliğinden
olmakta. Ne entellektüel çevrelerde, siyaset
dünyasında, ne de bürokraside, internet
konusunda ciddi bir tartışma, araştırma çabası
var. Yeteri kadar kapsamlı bir yapılanma, plan
ve uygulama yok. Yaklaşık iki sene önce, ’Bilgi
Toplumu Stratejisi ve Eylem Planı’ resmi
gazetede çıktı, ama kimsenin haberi bile yok.
2006 ortasında e-devlet kapısı hayata geçecekti,
2008 içinde yavaştan başlayacağı söyleniyor.
Ciddi bir sahiplenme, planlama ve uygulama
sorunu var. İnsana gücü planlaması vs hak
getire. Kısaca, Türkiye gemisin rotası henüz
internetin işaret ettiği bilgi toplumuna
dönmedi. Buna yönelik, kapsamlı sistematik çaba
eksik.
Türkiye’de internet bağlantı
ücretleri dünya ortalamasının üstünde. Neden
bizde yüksek?
- En başta işin önemi
kavranmamış durumda. İnternet ve bilgi toplumu
hedefinin Türkiye’nin rekabet gücüyle
bağlantısı, bireysel gelişme, demokrasi,
istihdam için önemi kavranmamış durumda.
matbaadan çok daha önemli, sanayi devrimi
boyutlarından bir gelişme olduğunu Türkiye’nin
kavradığını söyleyebilmek mümkün değil. Daha
somu bakarsak, Türkiye’de serbestleşme
gerçekleşemedi. Bir başka deyişle rekabet çok
az. İnternet sektöründe olan özel sektör
firmaları teker teker kayboluyor, yeni firma
gelmiyor. Siyasal irade, ve bürokratik yetenek
az.
Türkiye’de internetin
yaygınlaşması için neler yapılmalı ?
-
Toplumsal liderlik ve siyasal sahiplenme,
yeteri kadar kapsayıcı, katılımcı bir örgütlenme
gerekir. İçinde özel sektörün, Sivil toplumun,
üniversitelerin, de olduğu, en az müsteşarlık
gücünde bir yapılanma ve başında vaktinin en az
yarısını buna ayırmış bir siyasetçi. Bunun
saydam ve katılımcı çalışması, toplumlu birlikte
hareket etmesi. Serbestleşme, ve insan gücü
planlaması gerekir. mevcut bilgi toplumu
stratejisi ve eylem planından başlayıp, onu her
yıl gözden geçirip, düzeltebilir,
uyarlayabiliriz. İnterneti, Bilgi Toplumu
kapsamında değerlendirmek gerekir. Bilgi toplumu
hedefini bir seferberlik ruhuyla, GAP ve AB
projeleri ölçüsünde gündemde tutmak gerekir.
Böyle bir mekanizmayı kurduktan sonra gerisi
kendiliğinden gelir.
Türkiye genelinde
Ankara internet kullanımda
nerede?
- Elimizde sağlıklı veriler
yok. TUİK son yıllarda bazı ölçümler yapmaya
başladı. Türkiye’nin önde gelen illeri
arasındadır. Üniversite kenti olması nedeniyle
öncü konumunda. İnternet cafe sayısında
ileride.
Korkulardan kurtulmalıyız
İnternette sansür uygulanmalı
mı?
- Önce interneti doğru kavramalı.
İnternete, internet öncesi bakış açısıyla
yaklaşmamalı. Dünya üzerinde 1.3 milyar insan
internet kullanıyor. 130-140 milyon civarında
web sitesi var. Türkiye’nin pek çok yurt dışı
bağlantısı var. Türkçe içeriğin büyük çoğunluğu
zaten yurt dışında. Sistem uluslararası ve
kapitalist dünya ağırlığında gelişiyor.
Türkiye’nin yasakçı refleksten kurtulması
gerekir. İnsana, insan aklına güvenmesi, farklı
dünyalara, kültürlere hoş görüyle yaklaşması
gerekir. Sansürü değil, bu dünyadan nasıl fayda
sağlarız, kendimiz nasıl geliştiririz, nasıl
sinerji yaratırız üzerine odaklanmalıyız.
Korkulardan kurtulup, kendimize güvenip,
öğrenmeye, dünyaya meydan okumaya çalışmalıyız.
İlke olarak sansür fikrinden uzak olmalıyız.
Tabii ki, internette başta çocuk pornosu, pek
çok kötü şey ve pek çok suçlu var. Hayatta var
olan kötülüklerin internette yansıması, bazı
alanlarda daha kolay çalışıyorlar. Nasıl trafik
kazaları nedeniyle, yolları trafiğe
kapatmıyorsak, nasıl telefonu suçlular
kullanıyor diye, telefonu izne bağlamıyorsak,
internette de sansüre karşı olmalıyız.
’Ürküttüğü kurbağaya değmez!’ Okullarda, kamuya
açık yerlerde çocuk pornosu, ırkçılık, terör
gibi şeyleri engellemeyi düşünebiliriz. Ama,
demokrasilerde, sansürü vatandaş kendisi
uygular, devlet vatandaş adına bunu yapmaz. Şu
anda, Türkiye internetten ürken bir bakış
açısıyla, interneti zapturapt altına almaya
çalışıyor. Bürokratik bir yapıya, youtube, geocities gibi
yerleri, kendi başına kapatma (yani erişime
engelleme) yetkisi vermiş durumda. Bu yasakçı
refleks, daha çok Türk vatandaşlarını
cezalandırmakla, onların iş yapmasını, kendini
geliştirmesini önlemektedir. Bizim bu konuda
kullandığımız sloganlar: ’İnternete sansür
değil, sürat gerek’ ve ’Türkiye sansür ayıbından
kurtulmalıdır’. Yurttaşlarımız kampanya.org. tr
adresine bu konuda görüşlerini
yazabilirler.
İnternet Türk toplumuna
ne getirdi ne götürdü?
-
İnternet sanayi devrimi çapında bir değişim.
İnsanlığı sanayi ötesi bir toplum biçimine,
bilgi toplumuna taşımanın bir aracı. Böyle köklü
bir değişimin getirdikleri sancılı olacaktır. Ve
değişimin henüz çok başındayız. Son günlerde
okuduğum bir yazı, internetteki gelişmenin henüz
yüzde 15 düzeyinde olduğunu söylüyor. Türkiye’de
halkın yüzde 25’i internet sözcüğünü duymamış
durumda. İnterneti iyi kötü kullananlar ise
yaklaşık yüzde 25 durumda. İletişim büyük ölçüde
internete kaydı. Milyon ölçüsünde yurttaşımızın
kendi sayfası/bloğu var. 600 bin civarında
Türklere ait alan adı var. Sosyal Güvenlik,
Maliye ile şirketlerin işleri internete taşındı.
Banka işleri, EFT internete taşındı. Gazeteleri
önemli ölçüde yurttaşımız internetten okuyor.
İnternet ve cep telefonu birlikteliği sonucu,
profesyonellerin pek çok işi internete taşındı.
Yavaş yavaş, e-ticarete, online-reklamcılığına,
daha genelde online yaşama alışıyoruz. İnternet
gibi devrimsel bir değişimin getirdiği bir sürü
sorun ve sancı var doğal olarak. Bunların birazı
kaçınılmaz ve bütün dünyada yaşanıyor; birazı
bizim işi ciddiye almamızın sonucu. İnternet
uluslararası bir yapı, sahibi yok; teknoloji
sürekli gelişen kaygan bir yapıda. Bunun
sonucunda, istenmeyen postalar, istenmeyen
içerik, sahtekarlar, suçlular da var ortalıkta.
Bunların çok kolay bir çözümü de henüz yok. Biz,
bunu pek anlayamadık; interneti basın gibi
değerlendirip, yasaklamaya çalışıyoruz. Hem
dünyaya rezil oluyoruz, hem de istenilen
başarıyı kazanma şansımız yok. Bunun devrim
boyutunda bir gelişme olduğunu, insanın öne
çıktığını kavramadığımız için, gerekli sivil
işbirliği ortamlarını kurmuyoruz, yeterli
araştırma, bilgilenme yapılarını kurmuyoruz.
Sonuçta, İnternetten ürken idareciler ve ana
babalar da var aramızda.
Sağduyuya
güvenin İnternet bağımlılığı nasıl bir
şey?
- Nasıl TV, bilgisayar oyunu
bağımlılığı varsa, internet bağımlılığı mümkün.
Bazen gençler hatta yetişkinler kendilerini
kaptırabilirler. İnternette bu konuda pek çok
döküman bulabilirsiniz. Google gibi tarama
motorlarını kullanmayı öğrendikten sonra,
wikipedia gibi yerlerden, üniversite ve sivil
toplum kuruluşlarından yardım alabilirsiniz.
İnternetten korkmayın. Kendinize ve sağduyunuza
güvenin.